
BENİM BABAM VAR DAĞ GİBİ
Benim bir babam var dağ gibi
Hangi zorlukla karşılaşsa,
Dimdik ayakta durur,
Yemez içmez bizim için uğraşır,
Hatamız olsa görmezden gelir.
Çalışır, çabalar,didinir.
Benim babam 71 yaşında bir delikanlı,
Ne zorluklarla büyüttü,
Eğitimimi sağlamak için ek iş yaptı,
Bir eksiğim olmasın diye,
Başım öne eğilmesin diye,
Küçük düşmeyeyim diye kendini parçaladı.
Çocukken, at oldu sırtına bindim
Gençken, genç oldu, top oynadı benimle,
Üniversitedeyken amele oldu, okutmak için,
Askere yollarken gözleri doldu ama ağlamadı
İçine attı yaşlarını,
38 yıllık hayat arkadaşını kaybetti,
Yine dimdik ayaktaydı,
Sırf biz üzülmeyelim diye, kan akan gözyaşlarını
İçine akıttı,
Bir daha evlenmedi benim babam,
Çocukları küsmesin istedi,
Çocukları ortada kalmasın istedi,
Çocukları kendisinden soğumasın istedi.
Beni evlendirdi, hayat arkadaşının acısını içine atarak,
Evlendirdi, iş bulamadım benimle amele oldu,
Benim ustam oldu.
Babamın hakkı ödenir mi?
Babaların sevgisi karşılıksızdır.
Hiçbirşey beklemeksizin, bütün sevgisini sunar size
BENİM BABAM VAR DAĞ GİBİ, HALA DİMDİK, HALA AYAKTA..!
Gürcan SEYHUN

Biliyor musun sana ne kadar alışmışım,
Sana kızmayı bile beceremiyorum,
Küseyim diyorum; aklımdan çıkmıyorsun,
Senden ayrı kalmak ölüm gibi geliyor bana
Sana küsmek, aynı ayrılık gibi,
Acıtıyor içimi,
Ne açlık, ne susuzluk, en kötüsü sensizlik,
Artık ölümden sonrası korkutuyor beni,
Ya ayrı düşersek orda,
Sen sakın ölme, sen sakın bırakma ellerimi,
Her zaman birlikte olalım.
G. SEYHUN

Karanlıktaymışlar.
İki embriyo, bir ana
rahminde...
Her şeyden habersiz bekleşiyorlarmış, sudan bir beşiğin içinde...
Sarılıp birbirlerine, karanlıkta uyumuşlar öylece...
Haftalar geçmiş, ikizler gelişmiş.
Elleri, ayakları belirginleşmiş.
Gözleri çıktıkça meydana,
İkisi de çevrede olup biteni fark etmiş...
Ne rahat, ne güvenli bir dünyaymış bu...
Sıcak, ıslak, sevgi dolu...
'Öyle güzel bir dünyada yaşıyoruz ki' demişler, '...bize ne mutlu...'
Gel zaman git zaman, çevreyi keşfe girişmişler.
Bu karanlık dünyayı ve hayatın kaynağını deşmişler.
Onları besleyip büyüten kordonu fark edince
O kordonla kendilerini var eden Anne'lerine şükretmişler.
Sonra başlamış bir varoluş tartışması:
'Buraya nereden geldik, biz nasıl olduk' diye sormuş ikizler...
'Annemiz' demiş biri, 'O bizi var etti, bize can verdi.'
'Ne biliyorsun' diye itiraz etmiş öteki, 'Sen hiç Anneni görmedin
ki...':
'Belki de o sadece zihnimizdedir. Anne inancı bizi rahatlattığı için
uydurduğumuz bir şeydir.'
Süredursun ana rahmindeki tartışma, ikizler büyüyüp gelişmişler.
Rahme sığmaz olup tekmeleşmişler.
Artık parmakları ve kulakları varmış kerataların...
Büyüdükçe anlamışlar ki, yolun sonu yakın...
Gün gelecek, bu güzelim hayat bitecek;
Karanlık bir yolculuk, onları bir başka diyara çekecek.
'- Buradaki hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz' diye fısıldamış
ikizlerden
biri efkarla...
'- Ben gitmek istemiyorum' diye diretmiş öteki; 'doyamadım ki daha
hayata...'
'- Ama mukadderat alnına yazılandır; dua et, belki doğumdan
sonra
hayat
vardır.'
Sormuş karamsar olan:
'- Bir gün bize hayat veren kordon kesilecek. Ondan sonra<******>
başımıza
neler
gelecek?'
Şiirle cevaplamış iyimser olan:
'Birçok giden/ memnun ki yerinden/ çok seneler geçti/ dönen yok
seferinden...'
Ve günlerden bir gün, yer sarsılmış, duvarlar kasılmış.
Dayanılmaz sancılarla ikizler beklenen günün geldiğini anlamış.
Buruşuk kollarıyla birbirlerine son kez sarılıp vedalaşmışlar.
Ve 'ömrümüz bitti' diye çığlık çığlığa ağlaşmışlar.
Azrail sandıkları bir el kesmiş onları hayata bağlayan kordonu,
Ağlaya ağlaya karanlık bir koridordan öbür hayata çıkmışlar.
Bu bir CAN DUNDAR Yazısıdır,
hayatı sadece dünyadan ibaret sananlar
gibi, yaşamlarının sadece ana rahminde olduğunu ve doğunca öleceklerini
sanıyorlar..
Kimbilir belkide bizde
yanılıyoruz onlar gibi..
Ölünce ölmüş değil,
belkide doğmuş olacaz..
Nerden bilebiliriz ki!