
Ülkemizde inşaat sektörü 2000'li yıllardan sonra başlatılan yapı denetimleri sayesinde başka bir boyut kazandı. Yapı denetim uygulamasından sonra inşaatın her safhasında fenni yönden daha sağlıklı olmaya başlandı. Tabi ki bu sistemde de zaman zaman aksaklıklar olsa da 2000'li yıllardan önceki zamanlara göre çok daha sağlıklı olduğu inkar edilemez.
Yapı denetim yönetmeliğindeki sistemdeki aksaklıklar zaman geçtikçe eksiklikler giderilmeye çalışılıyor. Bunun en bariz olanı ise inşaa edilen şantiyeye şantiye şefinin zorunlu hale getirilmesidir. zorunlu diyoruz çünkü millet olarak bu tür zorlamalarla işin doğrusunu yapabiliyoruz.
Bir inşaat için şantiye şefi bir fabrikanın müdürü konumundadır. Nasıl bir fabrika için müdür ne kadar gerekli ise, bir şantiye için de şantiye şefi de o denli gereklidir. Eskiden beri süregelen inşaat konusundaki vurdumduymazlık bu sayede gerçek konumuna doğru yaklaşmaktadır.
Zaten işin özüne bakıldığında, işsizlik ülkemizde hat safhalardadır. Bir çok meslek dalında olduğu gibi inşaat mühendisliği de bu sıkıntıdan nasibini almıştır. Bir üniversiteye her sene yaklaşık 60 öğrenci alınıyor. Yaklaşık 40 üniversite olsa bu 2500'lere varan bir rakama tekabül eder. Bu kadar da mezun olduğunu düşünürsek, işin boyutu çok ciddidir. Mezun olan yeni bir mühendisin belli bir kariyer sahibi olana kadar en az beş yıl geçmesi gerekir. Tabi işyerlerinin mühendis alımlarında şart koştukları en az beş yıl tecrübe sahibi olması bu durumda mümkün gözükmüyor. Bu halde yapı denetim komisyonunun konut inşaatları için şart koştukları şantiye şefliği bu anlamda çok önemlidir.

Başka bir açıdan inşaat konusu hafife alınmayacak kadar insan hayatını etkileyen bir meslektir. Günümüzde inşaat mühendisliğinin değeri daha yeni yeni anlaşılmaktadır. Halkın çoğu bu konuda inşaat mühendisinin inşaat yapılırken gereksiz görür. Neden? Bunun sebebi müteahhitlik kavramının dejenere yani bozulmuş olduğundandır. Müteahhitlik karnesi denilen belge, teknik ve yetkili kimselerde olması gerekirken, daha çok, parası olan mesleği inşaatla ilgisi olmayan, yada inşaatla ilgili ama okuma yazması olmayan kişilerce yapılmıştır. Yani burda amaç sadece para kazanmaktır. İşin tekniğine uygun olması, sağlam olması ikinci planda kalır. Hal böyle olunca bu gibi insanların, bir mühendise bakış açısı ne olabilir: "bu işin mühendislikle alakası yok, mühendis boşuna maaş alan gereksiz bir eleman." Ama inşaatta herhangi bir aksama, Allah korusun yıkılma olduğunda sorumlu müteahhit değil mühendis oluyor. Herkes mühendisi suçluyor.
Bu konuda yaptırımı uygulayacak en doğru merci devlet olacaktır. Başlarda zorlamalarla da olsa bu konunun halka doğrusunu empoze etmektir. Bu açıdan yapı denetim komisyonunun uygulaması çok önemlidir. Aslında yapı denetim konusunun tüm Türkiye'de uygulanması gereklidir. İnşallah bu da zamanla uygulanmaya başlanacaktır.